Yoruldum!
16 Kasım 2009
Erdem Erkılıç
Carlos Alberto Tèvez, 1984 doğumlu… 1992 yılında başladığı futbol hayatını, 2001 yılında Boca Juniors’ta profesyonelliğe adım atarak sürdürdü. 2006 yılında West Ham United’a transfer olarak Premier Lig ile tanıştı. Bir sene sonra dünya devlerinde Manchester United formasını giymeye başladı. İki sene boyunca formasını giydiği Kırmızı Şeytanlar’la iki Premier Lig Şampiyonluğu ve bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşadı; Dünya Kulüpler Şampiyonasını ve diğer birçok kupayı kazandı. Uluslararası arenada Arjantin Milli Takımı’yla 2004 Yaz Olimpiyatlarında Altın Madalya kazandı. Bireysel olarak sayısız ödül ve yılın futbolcusu ünvanının sahibi oldu.
Sezon başında adı Beşiktaş’la da anılan Tèvez, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla herkesi şaşırttı. 2010 Dünya Kupası’nın ardından futbolu bırakmay düşündüğünü dile getiren Tèvez kısaca yorulduğunu dile getirdi. Yıllardır futbolun içinde olduğunu ve büyük başarılar elde ettiğini, bu kadar başarının kendisi için yeterli oldğunu zira daha fazlası için kendisini ruhen bitkin hissetiğini söyledi. Ailesine daha fazla zaman ayırmak istediğini belirtti.

Carlos Alberto Tèvez… 1984 doğumlu… Yani 25 yaşında… Ve yorgun… Futboldan yorulmuş… Sıkılmış belki biraz… Çok yetenekli ve başarılı… Üstelik genç… Sadece 25 yaşında… Her takımın hayali bir futbolcu… Ama yorgun, bitkin ve sıkkın… Açıklamaları sanki futbol oynamaktan zevk almadığını söylüyor…
Peki acaba Tèvez nasıl oldu da bu kadar genç yaşta bu kadar yoruldu? En verimli döneminde en başarılı olduğu işi bırakıp gitmeyi ciddi ciddi düşünecek kadar ne yaşadı?
Futbol dediğimiz oyun öyle bir hale geldi ki kendisini var edenleri hırpalamaya başladı. Endüstriyel futbol adı altında bir oyun olmaktan çıktı, bir sektör olmaya başladı. İlk önce taraftarlar bu işten zevk almamaya başladılar ve bunu dile getirdiler. Bir keyifti eskiden futbol, bir yaşam biçimiydi, bir bakış açısıydı. Futbol asla sadece futbol değildi; hala da değil aslında. Ama artık futbolun kendisinden dallanan budaklanan eksenleri keyif endeksli değil, kazanma endeksli. Daha çok kupa, daha çok para, daha büyük stadlar, daha çok kupa, daha çok para… Futbol artık sadece futbol değil, aynı zamanada para…
Bir çiftçiyi düşünün. Küçük bir kulübede yaşayan, iki çocuğu ve karısıyla mutlu bir hayat geçiren bir çiftçi… Haftasonları çalışmaz. Cuma akşamları çocuklarıyla birlikte verandada gitar çalıp şarkı söyler. Pazar günleri ise öğlene kadar uyumanın keyfini çıkartır. Çok kazanmaz. Ama kazandığı kendisine yeter. Çocuklarının büyüdüğünü görür gün be gün, karısıyla aynı yastığa baş koyar 17-18 yıl boyunca ve mutlu olur. Hayattan keyif alıyordur çünkü…
Bir başka çiftçiyi düşünün. Büyük bir çiftliğin ırgat başı konumuna kadar yükselmiş, görece geniş bir müstakil evde yaşayan bir çiftçi… Hafta içi sıkı çalışmak zorundadır, zira patron uzaktan uzağa takip eder işleri ve yolunda gitmeyen bir şey olduğu zaman kendisini sorumlu tutar. Haftasonları ise geçen hafta yapılan işlerle ilgili patronu bilgilendirir ve bir sonraki hafta yapılacak işlerle ilgili kendisinden direktifler alır. Adım adım tüm bahçeleri dolaşır, çalıştırdığı işçilerin söylenenleri birebir yerine getirip getirmediğini kontrol eder. Stoklarda eksik gübre olmaması için hergün sayım yaptırır ve denetler. Dolayısıyla akşamları eve geç gelir. Karısı geniş bir mutfağa sahiptir ancak akşam yemeklerini kocası eve gelmeden yemek zorundadırlar. Çoukları çiftliğin ağasının da desteğiyle özel okula giderler ama babalarını haftada bir kaç defadan fazla göremezler. Mutsuzdur ırgat başı… Tırnaklarıyla kazıya kazıya yükseldiği bu konumda 17-18 yıl çalışınca, sırtındaki yükten, patron baskısından, sürekli artan ve bitmek bilmeyen beklentilerden yorulur… Her şeyi bırakıp gitmek ister… Uzaklarda bir yerde küçük bir kulübede yaşamanın hayalini kurup durur…
Carlos Alberto Tèvez… 17-18 yıllık futbol hayatı boyunca tırnaklarıyla kazıyarak elde etteği başarıların mutluluğunu doyasıya yaşayamadan daha fazlası ve daha da fazlası beklendiği için kendisinden belki de, şu anda yorgun… Mutsuz…
Ve Arjantin’de, sokak aralarında, toz toprak içindeki mahallelerde, iki adet büyük taş ile kurdukları kalelerde arkadaşlarıyla yaptığı maçların özlemini duyuyor Tèvez, yemyeşil, özenle yetiştirilmiş, tonlarca para aktılmış, dünyanın en büyük stadyumlarına çıkınca, kendisini alkışlayan ama büyük beklentiler içinde olan onbinlerce insanı gördüğü zaman…


çok güzel bir yazı, yazanın emeğine sağlık.